kapat ikonu

Türkiye'yi 2020'de nasıl bir ekonomik tablo bekliyor? Ekonomist Şevin Ekinci değerlendirdi!

Ekonomist Şevin Ekinci, 2020'de Türkiye'yi bekleyen ekonomik görünümle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Ekonomist Şevin Ekinci; Merkez Bankası’nın faizleri düşürmesinden, ABD’nin AB ile Çin arasında ekonomik gerilimine; geçen haftalarda hayatımıza yeni giren vergilerden, TÜİK’in son açıkladığı enflasyon oranlarına kadar 2020’de Türkiye’yi bekleyen genel ekonomik tabloya dair ekogundem.com.tr’nin sorularını yanıtladı.

Merkez Bankası’nın faiz indirimine gitmesi taraftarı olmadığını dile getiren Ekinci, mevcut enflasyon görünümünde yüzde 14 politika faizinin (bir haftalık repo faizi) korunması gerektiğini düşündüğünü dile getirdi. Toplam konut satış sayısının ağustos ayından beri toparlanma gösterdiğini hatırlatan Ekinci, bu toparlanmanın 2020’de de devam edeceğini ve konut sektöründe pozitif bir görünüm söz konusu olabileceğini belirtti. İşte Ekinci’nin değerlendirmeleri….

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), politika faizini 250 baz puan indirimle yüzde 16,50’den yüzde 14’e düşürdü. Son zamanlardaki faiz indirimleri kapsamında değerlendirirsek, sizce Merkez Bankası 2020'de de faiz indirimlerine devam eder mi? Bankaların, bu faiz indirimine olumlu ya da olumsuz tepkileri neler?

Ben TCMB’nin ne 2020 yılında ne de 12 Aralık 2019 para politikası kurulu toplantısında faiz indirimine gitmesi taraftarıyım. Mevcut enflasyon görünümünde yüzde 14 politika faizinin (bir haftalık repo faizi) korunması gerektiğini düşünüyorum. Her ne kadar Ekim ayı enflasyonu yüzde 8.6 olarak açıklanmış olsa da ilerideki aylarda çift hane enflasyon oranları göreceğiz. Gelişmekte olan diğer ekonomilerdeki faiz oranlarına karşı rekabetçi olması açısından reel faiz oranı Türkiye’de yüzde 14 seviyesinin altında olmamalı. Ancak siyaset söylemleri TCMB’nin faiz indirimlerine devam etmesine yönelik geliyor. TCMB’nin bu söylemlere göre davranıp davranmayacağını sanırım hep birlikte izleyeceğiz.

Eğer Merkez Bankası faiz indirimine devam ederse, kamu bankaları ve özel bankalar daha önce olduğu gibi buna bağlı olarak kredilerde indirime gider mi? Ya da böyle bir durumda izleyecekleri faiz politikası ne olur?

TCMB faiz indirimine gittiğinde diğer bankalarda da aynı oranda olmasa da faiz oranlarının düştüğünü görüyoruz. En son yapılan politika faiz indiriminden sonra bankalar konut, ihtiyaç, taşıt kredi faiz oranlarını düşürdüler. Ancak 12 Aralık PPK toplantısında eğer bir faiz indirimi yapılırsa bankalar bunu o ay takip etmek konusunda beklemeyi tercih edebilirler.

Bankaların yeni yılda faizlerde ciddi indirimler yapması durumunda konut sektöründe bir canlanma olur mu? 2020'de konut sektörünün canlanması için sizce hangi önlemler alınmalıdır?

Evet konut sektöründe bir canlanma bekliyorum. Toplam konut satış sayısı Ağustos ayından beri toparlanma gösteriyor. 2020 yılında da bir toparlanma bekliyorum. Şu ana kadar faiz tarafında, teşvik tarafında yeterince önlem alındı, bundan sonra belki yapımı durmuş, sekteye uğramış emlak projeleri üzerine eğilinebilinir. Bence en büyük etkiyi yapabilecek durumlardan biri de vergi teşviği, vergi düzenlemeleri olabilir. Ancak hükümetin bütçe dengesini gözettiği vergi artışları yaptığı mevcut durumda burada bir vergi indirimine gitme olasılığı pek yok gibi görünüyor.

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye’nin kredi notunun BB- olarak kaldığını ancak not görünümünün negatiften durağana yükseldiğini açıkladı. Sık sık kredi notunu düşüren Fitch'in bu kararında hangi ekonomik unsurlar etkili oldu? Türkiye yeni yıl itibarıyla ne gibi tedbirler alırsa bu kuruluşlar kredi notunu yükseltir?

Bence Fitch ve diğer kredi derecelendirme kuruluşlarının baktığı en önemli unsurlardan biri bütçe disiplini. Bu bağlamda Türkiye çok başarılı bir görünüm vermiyor. Özellikle bu sene, bütçe disiplininden sapan birçok adım atıldı.Öte tarafta görünümün negatiften durağana yükseltilmesi konusunda bankacılık sektöründe sağlam yapının devam ediyor oluşu, sters testinin olumlu sonuçları, siyasi riskin azalmış olması, cari işlemler dengesindeki gelişmeler rol oynadı. En olumlu etkilerin arkasında global ekonomik koşulların etkisiyle global para politikası kararlarının ve ABD’nin yaptırım kararlarını iptal etmesinin TL’yi destekleyecek olduğuna inanılması var.

Dijital Hizmet Vergisi ve Konaklama Vergisi gibi hayatımıza yeni giren vergileri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunun yeni dönemde hem halka hem de kamuya yansımaları nasıl olur?

Büyümenin desteklenmesi gerektiğini düşünen bir hükümetin, bir taraftan bütçeyi düşünerek yeni vergiler getirmesi veya vergi oranlarını artırmasının sağlıklı olmadığını düşünüyorum. Vergi yükünün boyutu ekonomik faaliyetleri yürütenler açısından önemli bir maliyet unsurudur, vergi yükünü ne kadar artırırsanız büyümeyi o denli negatif anlamda etkilemiş olursunuz. Dijital hizmet vergisini anlıyorum ancak konaklama vergisi getirilmemeliydi.

Dünya Bankası, Türkiye'nin 2020 ve 2021 yıllarında sırasıyla yüzde 3 ve yüzde 4 büyüyeceğini öngördü. Türkiye ekonomik olarak ne gibi tedbirler alırsa bu oranların üstüne çıkabilir?

Ben Türkiye’nin 2020 yılında yüzde 3 büyüme oranını yakalayabileceğini ve 2021 yılında yüzde 4 büyüme oranını yakalayabileceğini beklemiyorum. Dünya Bankası, IMF gibi kurumların özellikle büyüme oranı beklentileri takip eden yıl içerisinde birkaç defa revize edilir. Bir sonraki yıllar için büyüme tarafında genelde tahminleri olumlu oluyor. Türkiye’nin tekrar bu büyüme oranlarını yakalaması için stratejik sektörlerde (tarım, sanayi, teknoloji) muhakkak reform yapması gerekiyor.

ABD ile Avrupa Birliği arasındaki ticaret geriliminin artmasının Türkiye'yi olumlu etkileyeceğini öngören uzmanlar oldu. Bu gerilimin artması durumunda iki tarafın da bazı ürünleri Türkiye'den temin etmek zorunda kalacağı gibi... Sizce iki taraf arasındaki gerilimin tırmanması dezavantajdan çok avantaj olur mu? Türkiye burada kazançlı çıkabilir mi?

Olur evet. ABD’nin ticaret konusunda Avrupa Birliği ile ya da Çin ile arasındaki herhangi anlaşmazlık önümüzdeki vadede Türkiye ihracat profiline yarayacaktır.

TÜİK'in ekim ayı itibarıyla yıllık enflasyonu yüzde 8,55 olarak hesaplaması tepkilere neden oldu. Muhalefet temel ihtiyaçların fiyatlarının arttığını ama enflasyonun düştüğünü söyleyerek TÜİK'in verilerini eleştirdi. Bu bir çelişkiyse TÜİK'in verileri kapsamında değerlendirir misiniz? Çelişki değilse ortaya çıkan tabloyu değerlendirir misiniz?

Evet rakamlarla bir miktar aşağı yönle oynanmış olabilir kanısı bizde de oluştu. Özellikle gıda fiyatlarındaki artış durmuş görünüyor. Ancak Ekim ayı yıllık enflasyon oranı üzerinde esas rol oynayan, geçen sene gerçekleşen yüksek enflasyon oranı sebebiyle olumlu baz etkisi idi. Bu sadece bir aya mahsus bir gerçekleşmeydi. Diğer takip eden aylarda yine çift haneli yıllık enflasyon oranları göreceğiz. Sadece Ekim ayında olumlu baz etkisiyle oluşan yüzde 8.6 enflasyon oranına bakarak enflasyon görünümünde iyileşme var diyemeyiz.

arrow up
LogoEkonomi haberlerimizden anında haberdar olmak ister misiniz?SonraAbone Ol