Alacaklı işçi istifa ederse tazminat alır mı?

      30.05.2020
      Alacaklı işçi istifa ederse tazminat alır mı?

      Çalıştığı yerde alacaklı olarak istifa eden bir çalışanın kıdem tazminatı alıp alamayacağı konusunda son noktayı Yargıtay koydu.

      Herhangi bir çalışanın çalıştığı iş yerinden; maaş, prim ve fazla mesai ücreti gibi ödemeleri alamaması dolayısıyla istifa istifa etmesi halinde kıdem tazminatı alıp alamayacağı merak edilen konuların başında geliyor. Alacaklı olması dolayısıyla istifa eden çalışana iyi haber Yargıtay’dan geldi. Peki Yargıtay kıdem tazminatı için nasıl bir karar verdi? Kimi haklı buldu? İşte detaylar…

      YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ KARARINI VERDİ

      Bir ayık maaş alacağı olduğunu öne sürerek istifa eden işçi kıdem tazminatı alamadı. İşçi iş vereni mahkemeye verdi. İlk derece mahkemesinden sonra Yargıtay’a giden dosyaya son noktayı Yargıtay 22. Hukuk Dairesi koydu. Olay ise şöyle geliştir.
      Usta öğretici olarak çalışan bir işçi, alacaklarının ödenmemesi gerekçesiyle istifa ediyor. İstifa sonrası işverenden maaş alacağını, fazla mesai ücretini ve kıdem tazminatını talep ediyor. Ancak işveren buna olumsuz cevap verince işçi iş mahkemesine dava açıyor. İşçi, mahkemeden iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini ve kıdem tazminatı ile diğer maaş alacaklarının kendisine ödenmesini talep eder. Davalı işveren avukatı ise davacı işçinin çalışmasının istifa etmesiyle birlikte sona erdiğini öne sürmüştür. İlk derece İş Mahkemesi davacı işçiyi kısmen haklı bularak davanın kabulüne karar verir. Davalı işveren avukatı kararı temyiz etmiştir. Yargıtay konu ile ilgili son kararı verdi ve sonuç aşağıdaki gibidir.

      İŞÇİNİN ÜCRETİ EN GEÇ BİR AY İÇİNDE ÖDENMESİ GEREKİR

      Yargıtay 22. Hukuk Dairesi kararında; işçinin emeğinin karşılığı olan ücretin işçinin en önemli hakkı olduğu, işveren içinse en temel borç olduğu hatırlatılmıştır. 4857 sayılı İş Kununu’nun ilgi maddesince çalışan ücretinin en geç ayda bir ödeneceğinin hüküm altına alındığının altı çizildi.
      Yargıtay bu hükmün bireysel ya da toplu iş sözleşmesi dahilinde değiştirilmediği sürece işçinin ücreti 1 ay çalıştıktan sonra ödenmesi gerektiğini belirtti. Ödenmeyen işçi ücretinin icra takibi ya da diğer kanuni yollarla talep edilmesinin mümkün olduğu vurgulandı.

      Yargıtay kararında şu ifadelere yer verildi: “Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı sebebe dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da tanınmıştır. İşçinin ücretinin kanun veya sözleşme hükümlerine göre ödenmemesi işçiye bu imkanı verir. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir. İkramiye, primi, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların da ödenmemesi işçiye haklı fesih imkanı verir.” denildi.

      Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, verdiği kararın devamında şu ayrıntılara yer vermiştir: “Somut uyuşmazlıkta, ihtarname ile raporlu olarak işe gelmediğini, ücretlerinin ödeneceğinin belirtilmesine rağmen ödenmediğini beyan etmiştir. İş Kanunu’ndan ve iş sözleşmesinden dolayı hak ettiği mali hak ve alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirterek ödenmesini talep etmiştir. Yargılama aşamasında da, davacının talep konusu fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil alacaklarına hak kazandığı anlaşılmıştır. Mahkemenin kıdem tazminatı ödenmemesi yönündeki kararı yasaya aykırıdır. Zira fesih tarihinde davacı işçinin ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunduğu anlaşılmakla, başka bir anlatımla haklı fesih nedeninin devam ettiği görülmekle hak düşürücü süre işlemeyecektir. Ayrıca davacı ödenmeyen bir kısım işçilik alacaklarının ödenmesini söz konusu ihtarname ile talep etmiş, bu alacakların bir kısmının ödenmediği Mahkemece de kabul edilmiştir. Bu sebeple iş sözleşmesini davacının haklı nedenle feshettiğinin kabulü ile kıdem tazminatı talebinin hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Kararın oy birliği ile bozulmasına hükmedilmiştir.” ifadeleri kullanıldı.

      YAZAR BİLGİSİ
      YORUMLAR

      Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.